
5846 sayılı Kanun’un amacı, Kanun’un 1. maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:
“Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.”
Kanunun Kapsamı ve Tanımlar
Kanun’un 1/A ve 1/B maddelerinde kapsam ve tanımlar düzenlenmiştir. Bu çerçevede, “eser” kavramı, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her türlü fikir ve sanat mahsullerini” ifade etmektedir.
Tecavüzün Ref’i Davaları ve İşletme Sahibinin Sorumluluğu
5846 sayılı Kanun’un 5. Bölümü “Hukuk ve Ceza Davaları” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde yer alan 66. maddeye göre:
“Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse, tecavüz edene karşı tecavüzün ref’ini dava edebilir.
Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir.
Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün kapsamını, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref’i halinde tecavüz edenin uğraması muhtemel zararları takdir ederek, halin icabına göre gerekli gördüğü tedbirlerin uygulanmasına karar verir.
Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref’i ve men davası açabilir.”
Maddenin ikinci fıkrası, özel bir sorumluluk düzenlemektedir. Buna göre, işletme sahibi; temsilci veya müstahdemlerinin, hizmetlerini yerine getirirken işledikleri tecavüz fiillerinden kusursuz sorumludur.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay kararlarında da bu düzenleme açıkça teyit edilmektedir. Örneğin:
– T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4966 E., 2019/4371 K., 13.06.2019 tarihli kararında; işletme sahibi veya yöneticisinin kusuru aranmaksızın, müstahdemleri tarafından gerçekleştirilen intihal ve çoğaltma fiillerinden doğrudan sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiş, yanılgılı olarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir.
– T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/184 E., 2020/4704 K., 03.11.2020 tarihli kararında; işletme sahibinin eserin izinsiz çoğaltılması ve yayılmasında aracılık eden çalışanlarının fiillerinden müteselsilen sorumlu olduğunun tartışılması gerektiği vurgulanmış, aksi yöndeki kararın hatalı olduğu ifade edilmiştir.
Bu kararlar dikkate alındığında; işletme sahibinin sorumluluğu, tecavüz fiilinin hizmetin ifası sırasında gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. Eğer hizmetin ifası sırasında tecavüz meydana gelmişse, işletme sahibinin kişisel kusuru aranmaksızın sorumlu olacağı açıktır.
6098 Sayılı Kanun ile Karşılaştırma
Bu sorumluluk, Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu”na benzetilebilir. Ancak TBK m.66/2’ye göre:
“Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.”
Buna karşın, FSEK m.66/2’de işletme sahibine böyle bir kurtuluş kanıtı sunma imkânı tanınmamıştır. Kanun koyucu, işletme sahibinin temsilci veya müstahdemleri tarafından işlenen fiillerden doğrudan sorumlu olacağını ve bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk niteliğinde olduğunu düzenlemiştir.
Sonuç
FSEK m.66/2 ile getirilen sorumluluk, TBK’daki genel düzenlemeden daha ağırdır. İşletme sahibi, işçileri, temsilcileri veya müstahdemleri tarafından eser sahibinin manevi veya mali haklarına yönelik gerçekleştirilen tecavüzlerden dolayı kusursuz olarak sorumludur. Bu sorumluluk, kanun koyucu tarafından özel bir sorumluluk türü olarak düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, parasal taleplerde ayrım önemlidir: FSEK m.68’deki bedel davası ve m.66 kapsamındaki ref/men davaları kusur aranmadan açılabilirken, FSEK m.70/2’de düzenlenen maddi tazminat taleplerinde haksız fiil esasları uygulanır ve kusur aranır. Dolayısıyla, işletme sahibinin sorumluluğu özellikle ref ve bedel davalarında kusursuz sorumluluk niteliğinde olup, tazminat taleplerinde ayrıca kusur incelemesi yapılır.
*Metinde geçen kararlar, https://karararama.yargitay.gov.tr/ adresinden alınmıştır.


